martedì 1 gennaio 2013

Osmanlı-Türkiye Tarımsal Üretim ve Mülkiyet (1)

1
Osmanlı Tarımı ve Osmanlı Toprak Mülkiyeti hakkında yazık ki yeterli tarih çalışması yoktur. ama, 20. Yüzyıl'da, Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra, tarihçilik alanında eserler vermiş tarihçilerin çoğu, Osmanlı Tarımı ve Toprak Mülkiyeti hakkında araştırmalar yapmıışlar, makaleler yazmışlardır.
Profesör Ömer Lütfi Barkan'ın "Türkiye'de Toprak Meselesi" kitabı, bu alandaki derleme eserlerin en önemlisi kabûl edilir. Profesör Barkan, Osmanlı Tarımı'nı (Ziraati'ni) ve Osmanlı Toprak Mülkiyeti'ni, bu kitaptaki çeşitli makalelerinde ayrıntıları ile ele almıştır. "iktâ sistemi"ni, "tımar sistemi"ni, Osmanlı vergi sisteminin tarihini, "artı-ürün"den alınan vergilerin tarihini, "öşür"ü, Osmanlı köylülerinin yaşadıkları "ekonomik sistem"i, Profesör Ömer Lütfi Barkan'ın kitabında okumak olanaklıdır. Profesör Barkan, Osmanlı'nın Balkanlar'ı "kolonize" etmeleri sürecini de ele almış, Osmanlı "kolonizasyonu" sırasındaki tarım sorunlarını yazmıştır.
Osmanlı tarihini araştıran araştırmacıların ilgilendiği bir konu da, "toprak ağalığı" konusudur. Muammer Sencer, "Toprak Ağalığının Kökenleri" kitabında, "toprak ağalığı"nı ayrıntıları ile incelemişti. Avrupa feodalizmi ile Osmanlı feodalizmi arasındaki farkları, Muammer Sencer'in kitabından anlayabiliriz.
Muzaffer İlhan Erdost'un "Osmanlı Mülkiyet İlişkileri" kitabı da, bu alanda yayınlanmış önemli eserlerden biridir. Erdost, bu kitabında, Bizans ekonomisi ile Selçuklu ekonomisinin Osmanlı ekonomisine etkilerini de ele almıştır.
Profesör Fuat Köprülü, Profesör Halil İnalcık, Profesör Şevket Pamuk, Profesör Zafer Toprak, Tarihçi Mustafa Akdağ, ve başka bir çok araştırmacı, araştırmalarında Osmanlı Tarımı ve Osmanlı Toprak Mülkiyeti hakkında bazı notlar yazmışlardır. ama, asırlarca sürmüş Osmanlı Tarihi'nin ekonomi boyutu hakkında daha çok ve daha ciddî eserler olması gerekirdi.
1968'lerde, Osmanlı Toplumu ile ilgili akademik tartışmalar yapılırken, bazı yeni bilgiler de yayınlanmıştı. meselâ, Osmanlı ekonomisinin Batılı anlamda feodal bir ekonomi olduğu tezi ile Asyatik bir feodalizmin geçerli olduğu -meselâ yaygın bir feodal devlet mülkiyeti- tezi, farklı akademik eğilimlerin tartışmalarına neden olmuştur. 
2
Osmanlı Tarımı, 19. Yüzyıl'da Batılılar'ın denetimine ve bazı yerlerde de sahipliğine geçmişti. 
Batılı tarım şirketlerinin, ticaret ve sanayi şirketleri ile Osmanlı'yı kuşatmaları, 19. Yüzyıl'ın bir gerçeği idi ve 20. Yüzyıl'a devrolundu. 1. Dünya Savaşı'na katılmak zorunda kalan Osmanlı'nın bu zorunluluğunun bir tarihi vardı ve bu tarihin bir boyutu da, Osmanlı Tarımı üzerinde Batılı şirketlerin tasarruf sahibi olmalarıydı. 
Osmanlı Tarımı'nın "feodal devletçi" özelliği, 19. Yüzyıl'da Batılı devletlerin yaşadığı sanayi devrimi ve kapitalistleşme süreci ile bağdaşmayan bir özellik idi, bir süre sonra da, Batılı kapitalist devletler ve şirketler, Osmanlı "feodal devletçi" yapıyı çözmüşler, dağıtmışlardı. Osmanlı Devleti'nin Batılı devletlere teslimiyetinin ekonomik bir temeli de, Osmanlı "feodal devletçi" yapıydı, Osmanlı Mülkiyet İlişkileri idi. Osmanlı Devleti, tarihî özelliklerini terk edemiyordu, ama, bir zorunluluk vardı ki, Osmanlı Devleti de, halk da, Batılı kapitalist devletlere bağlanmaktan başka çare bulamamıştı.
bu dönemle ilgili araştırmalar yapmış bir tarihçi de, Profesör Donald Quataert idi. yine, Profesör Stanford Shaw, Profesör Paul Dumont, Profesör İlber Ortaylı da, Osmanlı Devleti ile Batılı devletler arasındaki ekonomik ilişkileri araştırmışlar, eserlerinde yazmışlardı. 
1. Dünya Savaşı'nda, asırlar sürmüş Osmanlı Tarımı ile Osmanlı Mülkiyet İlişkileri yıkılmıştı. 1. Dünya Savaşı, Osmanlı Devleti'nin ve Osmanlı Toplumu'nun "final"i olmuştu
Türkiye Cumhuriyeti kurulurken, Osmanlı Tarımı'ndan ve Osmanlı Mülkiyet İlişkileri'nden devralacağı bir şey kalmamıştı, yeni bir tarım ve yeni mülkiyet ilişkileri yaratmak ödevi vardı.
SİNAN ÖNER