martedì 30 ottobre 2012

Karl Marx'ın "Kapital"ini Hatırlamak

1
Karl Marx'ın "Kapital"ini, ekonomi bilimi ile ilgili araştırmalar yaparken fark etmiştim, birinci cildini de, üniversiteye başladığım yıllarda, bir yaz tatilinde okudum, notlar aldım okurken, "Kapital"in ikinci ve üçüncü cildini de genel olarak inceledim.
"Kapital"in birinci cildini, Vladimir Lenin de, "Rusya'da Kapitalizmin Gelişmesi" kitabında çokça ele almıştı, ekonomi tarihi araştırmalarında "Kapital"in metodolojik bir kaynak eser olduğunun bir kanıtıydı "Rusya'da Kapitalizmin Gelişmesi". sonra fark ettim ki, daha bir çok yazar, tarihçi ve ekonomist, "Kapital"i kaynak olarak kullanıyor, eserlerinde "Kapital"e göndermeler yapıyor. İtalyan Tarihçi Gramsci, Fransız Tarihçi Braudel, İngiliz Tarihçi Hobsbawm, Macar Ekonomist Varga, Macar Ekonomist Mezsaros, Fransız Filozof Althusser, Arap Tarihçi Samir Amin, Karl Marx'ın "Kapital"ine göndermeler yapan yazarlardan bazılarıydı.
"Kapital", demek ki, 19. Yüzyıl'da yazılmış ve yayınlanmış bir eser olmasına rağmen, 20. Yüzyıl'da eskimemiş, aynı tazelikle kütüphanelerde, arşivlerde, çalışma odalarında kaynak bir eser olarak okunmuştur.
2
"Kapital"in birinci cildinde, ilk yüz sayfa kadar, "değer" konuları incelenmiştir, Karl Marx "değişim değeri" ve "kullanım değeri", "meta üretimi", "meta fetişizmi", "metaların dolaşımı", "sanayi kapitalizminde değer ilişkileri" gibi konuları ayrıntıları ile ele almıştır. Marx'a göre, "meta"yı ve "değer"i anlamak, "kapitalist üretimin hareket yasaları"nı anlamak için ilk ödevlerdir.
"Kapital"in birinci cildinde, daha sonra, "sanayi", "kapitalist pazar ilişkileri", "işgünü ve ücretler", "metalar ve fiyatları", "kâr", "kapital kavramı", "kapitalist üretimde kapital birikimi", "tarım kapitalizmi", "toprak rantı", "kolonicilik ve kapitalizmin dünyaya yayılması" gibi konular incelenir. Marx, "Kapital"de, kapitalizmin 19. Yüzyıl'daki "tablo"sunu tümüyle okurlarına anlatmak istemiştir, bu amacına da ulaştığını "Kapital"in bugün hâlâ kaynak bir eser olmasından anlıyoruz. 19. Yüzyıl Kapitalizmi'ni anlamak için, "Kapital"i okumak hâlâ ilk ödevdir.
3
"Artı-Değer" kavramı da, "Kapital"in birinci cildinde ayrıntıları ile ele alınır. "Kapitalist Artı-Değer" nasıl oluşur? Marx, bu soruyu yanıtlamak için, bir çok sanayileşmiş ülkeyi incelemiş, araştırmıştı. özellikle, İngiliz, Alman, Fransız ve İtalyan deneyimlerinde kapitalizmin "artı-değer" üretmesinin koşullarını araştırmıştı Marx, "Artı-Değer"le ilgili geçmiş ekonomistlerin yazdıklarını da eleştiriden geçirmiş, "Kapital"in dördüncü cildi olarak da "Artı-Değer Teorileri" yayınlanmıştı, Marx, "artı-değer"i açıklayan son bir ekonomi tarihçisi olarak "Kapital"i yazmıştı. Marx'ın ardından "artı-değer"i açıklamaya girişen ekonomistler, tarihçiler, genellikle Marx'ın "Kapital"ine gönderme yapmakla ve Marx'ın yazdıklarını yinelemekle yetinmişlerdir.
4
Karl Marx, "Kapital"i yazmadan önce "Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı"yı yazmış ve yayınlamıştı. bu açıdan, "Kapital", Karl Marx'ın araştırmalarında gittikçe derinleşmesinin bir eseridir, 1844'de yazdığı "1844 Elyazmaları"nda ekonomi alanında araştırmalar yaptığını belli etmişti Marx, "Kapital"i yazmaya ise çok sonra başladı. 
Karl Marx'ın "Kapital"inde, "kapitalist toplum"daki "sosyal sınıflar" konusu da yer almıştı. ne var ki, "sosyal sınıflar" konusunu tamamlamamıştı Marx.
Vladimir Lenin'e göre, Marx, 19. Yüzyıl Kapitalizmi'nin en doğru bir anlatımını yazmıştı, ama, "kapitalizmin en yüksek aşaması, emperyalizm"i görmemişti Marx, 20. Yüzyıl'a yetişseydi, "Kapital"i sürdürürdü, "Emperyalist Kapitalizm"i tanımlayan araştırmalar yazardı. ama, Lenin'e göre, ve başka bir çok tarihçiye göre, Karl Marx, "emperyalizm"i ve "emperyalist savaşlar"ı sezmişti, "dünya pazarı", "kolonicilik" gibi konuları ele alırken bazı sezgileri fark edilmekteydi.
5
Karl Marx, "Kapital"de, işçi sınıfını ve burjuva sınıfı, "kapitalist toplum"un başlıca "sosyal sınıflar"ı olarak incelemişti. hem kapitalizmin tarihini ele alırken, hem de kapitalizmin "sosyal sınıflar"ı nasıl büyüttüğünü, meselâ işçi sınıfının nicelikçe nasıl çoğaldığını, nitelikçe nasıl daha "kalifiye" bir sınıf haline geldiğini araştırmış, yazmıştı.
Karl Marx'ın "Kapital"inin bir özelliği de, 1. İşçi Enternasyonali Derneği'nin kurulması ile, işçi sınıfına seslenen bir kitap olmasıdır, Marx, 1. İşçi Enternasyonali Derneği'nin Başkanı idi, ve "Kapital"i farklı ülkelerde, farklı dillerde yayınlatırken, dünya işçilerini, uluslararası işçi hareketlerini "Kapital"i okumaya dâvet ediyordu. işçiler de, burjuvalar da, "Kapital"i okudular. Marx, araştırmalarının çoğunu Londra'daki "British Museum" kütüphanesinde yapmıştı. İngiliz Parlamentosu'da, başka bir çok devletin parlamentoları gibi, Karl Marx'ın okurları idi, "Kapital"in okurları arasında bir çok devletin yöneticileri vardı.
Marx, daha ilk eserlerinden itibâren, farklı milletlere bir anlamda rehberlik ve öğretmenlik yapmıştı. "Kapital"in, Marx'ın binlerce sayfalık eserleri arasındaki yeri ise vazgeçilmez, çok önemli bir yerdir.
SİNAN ÖNER

venerdì 10 agosto 2012

"Olimpiyat Ekonomisi"

1
Modern Olimpiyatlar, 1890'lardan bugüne sürüp geliyor. her dört yılda bir, farklı bir ülkede Olimpiyat Oyunları var. "Olimpiyat Ekonomisi" kavramını az önce ben "uydurdum". ama, belki de, "literatür"de vardır, "Spor Ekonomisi" kavramının içinde "Olimpiyat Ekonomisi" de vardır.
nedir "Olimpiyat Ekonomisi"?
önce, sporun farklı dallarında, farklı "sponsor firmalar"ın olması, bir "ekonomi" olduğunu kanıtlıyor. spor turnuvalarının "sponsor"ları vardır. meselâ, Adidas firması, atletizm gibi spor dallarında önemli bir "sponsor"dur, bir çok yarışmacının giysileri, formaları, ayakkabıları, Adidas tarafından üretilmektedir.
sporcuların kullandıkları ürünlerin çoğu, uluslararası firmalar tarafından üretilir.
"Olimpiyat Ekonomisi"nin bir yönü, sporcuların yaptıkları ekonomik faâliyetler ve sporcuların turnuvalar sırasında kullandıkları ürünler açısından bellidir.
"Olimpiyat Ekonomisi"nin başka bir yönü de, turnuvaların farklı uluslardan izleyiciler tarafından, turnuva sahalarında veyâ televizyon ve internet gibi iletişim araçlarında izlenmesine bağlıdır. Olimpiyat Oyunları'nın "bilet"leri çok önceden satışa çıkarılır, ve farklı ülkelerden izleyiciler Olimpiyat Oyunları'nı izlemeye gelirler, bu sırada, ulaşım ve taşıma araçlarını kullanırlar. bunlar da, "Olimpiyat Ekonomisi" kavramı içindedirler. hem turnuvalara ulaşım ve taşıma, hem de, turnuvaları sahalarında izleme ekonomisi vardır bunda.
Olimpiyat Oyunları'nı farklı ülkelerin spor federasyonları bir anlaşma içinde hazırlarlar. bunda da, uluslararası bir haberleşme ve anlaşma ekonomisi vardır. spor federasyonlarının birbirleri ile anlaşmalarının bir ekonomik temeli vardır. bir "Olimpiyat Muhasebesi" vardır bunda.
2
"Olimpiyat Ekonomisi"nin, dünya ekonomisi içindeki yeri nedir, önemi nedir, hem maddî, hem de manevî açılardan?
"Olimpiyat Ekonomisi"nin bölgesel ekonomileri de etkilediğini biliyoruz, bu nedenle bir çok ülke, Olimpiyat Oyunları'nı hazırlamak için Uluslararası Olimpiyat Komitesi'ne talepte bulunuyorlar.
Yaz Olimpiyatları ile Kış Olimpiyatları, iki farklı ekonomi de getiriyor.
"Yaz Ekonomisi" ile "Kış Ekonomisi" arasındaki farklılıklar, Olimpiyat Oyunları'nda da geçerlidir.
Uluslararası Olimpiyat Komitesi, "Olimpiyat Ekonomisi" açısından, Dünya Bankası, IMF, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler'e bağlı kurumlarla işbirliği yapıyor, bu işbirliğinin de bir "ekonomi"si olduğu belli. bir yandan da, Olimpiyat Oyunları'na katılan ülkelerin devlet kurumları, "Olimpiyat Ekonomisi"ne katılıyorlar.
"Olimpiyat Ekonomisi", Dünya Barışı'nın ekonomik temellerini yaratmak açısından, önemli ve ilginç özellikler taşıyor, Dünya Barışı'nın korunması ve güçlendirilmesi, dünya ekonomisi, bölgesel ekonomiler ve ulusal ekonomiler arasındaki uyumun korunmasına ve güçlendirilmesine bağlı olduğu için, böyle bir bağlamda, "Olimpiyat Ekonomisi"nin önemi ve değeri doğru kavranmalıdır.
SİNAN ÖNER

giovedì 24 maggio 2012

"Eurozone" ve Yunanistan: "Ulusal Para" ve "Uluslararası Para"

1
Geçenlerde Yunanistan'da bir seçim yapıldı ve Yeni Demokrasi Partisi birinci parti olurken, öteki partiler, PASOK, Yunanistan Komünist Partisi, sosyal demokrat ve milliyetçi partiler, birbirlerine yakın oylar kazandılar. yeni bir hükümet kurulamadı, Haziran 2012'da yeniden seçimler var.
ama, aynı sırada, Avrupa hükümetleri arasında bir tartışma yeniden gündeme geldi, "Eurozone" ve Yunanistan arasındaki ilişkilerdi sorun.
"Euro"nun Avrupa Para Birimi olarak kabûl edilmesi, bazı Avrupa ülkelerinde hâlâ bir tartışma konusu. Yunanistan da, "Eurozone"da kalmak ve "Eurozone"dan uzaklaşmak gibi bir seçimi hâlâ tartışıyor.
Fransa'da geçen ay yapılan seçimleri Sosyalist Hollandé kazanınca, "Eurozone" tartışması, Fransa, Almanya, Yunanistan ve öteki Avrupa devletlerinin konusu oldu.
"ulusal para" ve "uluslararası para" ya da Avrupa'da olduğu gibi "uluslararası birlik parası" kavramları ve gerçeklikleri, bilim adamlarının da bir gündemi oldu.
2
"ulusal para", meselâ Alman Markı ya da Fransız Frangı, geçmişte, Alman ve Fransız ekonomilerinin dünya ekonomisi ile ilişkilerini belirleyen gerçeklerden biriydi. "ulusal para", bir "araç" olarak tüm dünyaya yayılmaktaydı. bir "uluslararası döviz bankacılığı ya da döviz hareketleri sistemi" vardı. "dünya kapitalizmi"nin de, "dünya sosyalizmi"nin de, bağlandığı önemli bir gerçek de, "ulusal paralar"ın dünyadaki "dolaşım"ı idi.
ama, Sovyetler Birliği, Avrupa Birliği gibi "uluslararası birlik"lerin kurulması ile, "uluslararası paralar" gündeme geldi, kabûl edildi ve yayıldı.
3
Yunanistan "Drahmi"yi "ulusal para birimi" olarak kullanıyordu. ama, "Euro"nun Avrupa Birliği'nin "para"sı olarak kabûl edilmesi ile "Drahmi" de "tedâvül"den ve tüm ekonomik ilişkilerden kaldırılmış olacaktı, kaldırılmış oluyordu.
tıpkı, Alman Markı'nın ve Fransız Frangı'nın tarihte kalması, bir anlamda geçersizleştirilmesi gibi.
ama, Yunanistan ekonomisi, Avrupa ekonomisi içinde, bir "parasal bir darlık" ya da "Euro yetersizliği" gibi bazı sorunlar yaşadığı için de, Yunanistan'ın "ulusal para"sı ile Avrupa "Euro"su arasında tam bir anlaşma hâlâ gerçekleşemedi, daha doğrusu, parasal ilişkilerde "geriye gitmek" ya da "geçmişe dönmek" eğilimleri Yunanistan'da güçlendi.
bunda, "üretim ekonomisi"nin yaşadığı sorunlar da etkendir.
4
"Euro", aslında artık yerleşmiş bir "uluslararası para"dır, ve bunda "geriye gitmek" belki de artık mümkün değildir.
ama, "dünya sosyalizmi"nin yaşadığı ekonomik ya da parasal sorunlarda olduğu gibi, "ekonomik bir gericilik" ya da "parasal bir nostalji" eğilimleri de normaldir.
5
"Drahmi" ile "Euro", ya da "Drahmi ekonomisi" ile "Euro ekonomisi" arasındaki "transfer" ya da "tranzisyon", mutlaka gerçekleşecek. bunda, Yunanistan'da seçimlerde oyların çoğunluğunu kazanan Yeni Demokrasi, PASOK ve Komünist Partisi gibi siyasî partiler, herhâlde anlaşmışlardır, en azından eğilimleri bu yöndedir.
SİNAN ÖNER

lunedì 5 marzo 2012

Ekonomi Notları

Ekonomi notları yazmayı çoktandır düşünüyordum.
dünya ekonomisi ile Türkiye ekonomisi arasındaki ilişkiler, güncel ekonomik olgular ya da olaylar, ekonomik kavramların gelişimi ve ekonomik gerçeklikler arasındaki ilişkiler, ekonomiyi oluşturan etmenler, "mikro" ve "makro" ekonomi kurallarının bugünkü görünüşleri, "ekonomi politik"in tarih içinde yaşadığı değişimler, haklarında notlar yazmak istediğim bazı konulardır.
bugünün önemli ekonomik konuları arasında, "para politikaları", "işsizlik", "dışalım ve dışsatım dengeleri", "bütçe konuları", "devletçilik", "tarım üretimi ve tarımın modernleştirilmesi", "mal, işgücü ve para piyasaları", "bankacılık, faiz ve faiz politikaları", "para ve mal borsaları", "ücretler", "sanayi ve tarım üretiminde artı-değer kavramı" gibi konular vardır.
ekonomi biliminin bugünkü gelişme düzeyi, ekonomik sorunların bazılarının aşılmasına neden olmuş, yönetici sınıfların ekonomi bilimini kullanmaları ve ekonomi biliminin önerilerini uygulamaları ile, bir çok ülkede ekonomik sorunlar azalmıştır.
ama, Birleşmiş Milletler, hâlâ, dünyada yaygın bir "yoksulluk" olduğunu duyuruyor, Dünya Bankası da, "yoksulluk" sorununun dünyadaki yaygınlığının kaygılandırıcı derecede olduğunu duyuruyor. dünyada, 1 Milyar'ı aşkın sayıda insanın "yoksul" olduğu duyuruluyor.
demek ki, ekonomi bilimi açısından, hâlâ en önemli sorun "yoksulluk"tur. 18. ve 19. Yüzyıl ekonomistleri de, "yoksulluk"u en önemli ekonomik sorun olarak görüyorlardı. 20. Yüzyıl'daki devrimler, savaşlar, ve ekonomik birliklerin kurulması -Avrupa Ekonomik Topluluğu gibi-, "yoksulluk"a yönelik reaksiyonların da sonucu olarak yaşanmıştı.
Türkiye ekonomisindeki önemli sorunlar arasında, "yoksulluk" vardır, ama, buna bağlı ya da bunu yaratacak biçimde kavramak gereken olgular vardır, "işsizlik", "sanayi üretiminde gerileme", "tarım gelirlerinde azalma", "köyler ile kentler arasındaki farklar", ve başka ekonomik olgular, "yoksulluk"a neden oluyor ya da "yoksulluk"tan kaynaklanıyorlar.
ekonomi ile ilgili notlar yazarken, dünya ekonomisinin ülke ekonomilerine nasıl bağlandığını da anlamak gerekir. IMF, Dünya Bankası, uluslararası bankalar, çok uluslu şirketler, dünya ekonomi haritası içinde ülke ekonomilerinin yeri gibi dünya ekonomisi etmenleri ile ülke ekonomilerinin ilişkilerini anlamak ve anlatmak, ekonomistlerin ödevidir.
Türkiye'nin ekonomi tarihini araştırırken neler keşfettiğimi, neler okuduğumu, neleri anladığımı da yazmak istiyorum notlarımda.
Aristoteles'ten Karl Marx'a, Epikuros'tan Engels'e, ekonomi yazarlarının yazdıklarını da, notlarımda hatırlatırım, Braudel gibi ekonomi tarihçilerinin eserlerinden, Wallerstein ve Samir Amin gibi ekonomi araştırmacılarının yazdıklarından yararlanırım notlarımda.
hem tarihsel ekonomileri, hem de güncel ekonomik olguları tartışırım notlarımda.
SİNAN ÖNER